tarafından

>Paylaşım…

>

Bana seninle sohbet edip yalnızlığını paylaştığım için teşekkür etmene gerek yok ki….Bana samimi olman benim için teşekkürdür…Değer verdiğin kadar değer görmeni dilerim…

tarafından

>SEvmeyi yanlış mı biliyoruz ne:)

>

  Sanırım biz milletçe sevmeyi bilmiyoruz…Etrafımdakileri gözlemleyerek söylüyorum bunu…Karşıt görüşler olabilir ama malum burası benim bloğum ve özgürlük alanım olduğu için kendi görüşlerimi yazıyorum beğenilir beğenilmez, onanır onanmaz  bilemiyorum…
  Birini seviyor olmanız ya da hadi daha romantik hale sokayım konuyu birine aşık olmanız o kişinin de size aşık olması çok hoş değil mi?Tabiki hoş ama aşık olmak karşı tarafı tekelinize alıp onun sahibi olma yetkisini vermez size..Canınızın istediği gibi sevip ,canınız istediğinde de umursamayacağınız ya da sinirlendiğinizde kızıp bağıracağınız iki süslü lafla karşı tarafın istemediği ama sizin istediğiniz şeyleri yaptırabileceğiniz kişi yoktur karşınızda..
  ”Sevmek emek ister” buna katılıyorum sevgi saksıda çiçek gibidir sularsanız canlı tutarsınız ,sulamazsanız elinizde sadece saksı kalır:)… ee o da size sevgisini gösteremez dimi..SEvginin suyu da (bence)merhamet ve saygıdır..Bunlar olmazsa gidişatı az çok tahmin edebiliyorum:P .Birinin sizi seviyor olması her isteğinize ”evet”demek zorunluluğunuda getirmemeli özellikle sevdiğiniz birine kısıtlamaları asla getirmemeli…SEviyorsanız artık sen ben ve yanında BİZ vardır evet öyle BİZ vardır ve biz tek başına gelişmez…Karşı taraf için kendinizden fedakarıklar da bulunmalısınız bazen(aaa ooo olmaz ben özgürlüüğümden kişiliğimden ödün vermem asla başkası için değişemem gelemem öyle şeye diyebilirsiniz )Şu son günlerde aklım bir kişiye odaklandığı için sürekli onun içinde bulunduğu durumdan yola çıkarak bişeyler yazasım geliyo..Aklımda toparlarken bile daldan dala konuyor düşüncelerim ve çıkmazlarda kalıyorum..
  Bişeyi merak ediyorum;sevmek sadece özel günlerde birini hatırlayıp ona çiçek almaktan ibaret midir?eğer böyleyse ben yıllık özel gün hediyelerini toptan alıp önüne yığsam sevdiğimin ,onu mutlu etmiş olur muyum:)     
  Bence sevmek yanında huzur bulmaktır hiç biyerde olmadığı kadar rahat olabilmektir…Hiç çekinmeden yanında konuşabilmek, düşüncelerini paylaşabilmektir, yokluğunda tebessümle anmaktır,bakışınla sevdiğini anlatabilmek ve sana baktığında sevildiğini anlayabilmektir,yanında yanlış anlaşılmayacağını bilerek fikirlerini söyleyebilmektir,size sonsuz güvenilmesi ve sizinde güvenebilmenizdir,bazen aynı anda aynı şeyleri düşünebilmek, beraber gazete okurken bile mutlu olabilmektir,şaka yapabilmek içten gülebilmektir,birbirinin hatalarını örtüp güzel yanlarını görebilmektir,onu kitap okurken izleyip ne kadar değerli olduğunu düşünebilmektir…Tamam fazla da yazmayacam sanki hayal alemi gibi oldu ama bunlar doğru seven böyle yapabilendir (bence)Bunun tam aksi şeyler yazacam şimdi ..
  Sevmek, aynı ortamı paylaşıp ruhların ayrı dünyalarda gezmesi değildir,karşı taraf sizden bi tatlı söz beklerken sizin futbol programının içine girmeniz değildir,güzel bi akşam geçirmek için doğum günlerinin beklenmesi değildir,bensiz sinemaya bile gidemezsin deyip ona güvenmediğinizi belirtmek de değildir,başkalarının yanında bulunmaz hint kumaşı cinsinden iyi biri olup sevdiğinizin yanında koltuktan farksız(ki bu annemin tabiridir:D)oturmak hiç değildir,doğum gününün sevdiğinizin hatırlatması hiç değildir,365 günün 5 günü bile  sevdiğinizi hatırlatacak hediye(ki maddi değeri olmayan şeyler de hediye olabilir)almanın size zor gelmesi de değildir,herangi bir hatasında vır vır vır söylenmek de değildir,sürekli hatalarını yüzüne vurmak değildir,zorla iş yaptırmak da değildir:),nolur ölmeden önce bana bi çiçek al (ki arkadaşım demişti çok gülmüştük) demek değildir,Allah korusun öldükten sonra yine bu adamla mı olacam cennette( hahaha teyzemin lafı)demekte değildir,beraber sadece sıkıntıları çekmekte değildir…devamını siz getirirsiniz işte.SEvgi beraberinde güzel şeyler getiriyorsa doğrudur bizim sevmemizde sürekli beklentiler ve ezmeler varsa bi yerde bi hata var gibime geliyor.
  Evlilik aşkı öldürür lafı var bir de bunun doğruluğu hakkında fikrim yok zira aşka çok da bağlı kalacak bi yapıya sahip değilim(ama konu SEVGİ olunca akan sular durur benim için) bildiğim bişey varsa biyerde bişey bitiyorsa bunun başında bişeyler zaten yanlış başlamış demektir..Aşk insanı bazen (ki çoğu zaman) yanlış kişilerle muhatap edebiliyor ve sonucunda şiddetli geçimsizlik nedeni diş macununu neden ortadan sıkıyorsuna kadar gidiyor:)
  Bir de şu var ki bunuda söylemeden geçemeyecem,bazen elma ve balta:P birbirine aşık olabiliyor o zaman da aşktan başı dönen aşıkların akılları başlarına geldiği zaman birbirlerini anlayabilmesi imkansıza yakın roman oluyor:P(ve bazende bu romanı tüm mahalle dinliyor:D) Her biri tek başına görevini yapan gayet faydalı şeyler ama birbirlerini anlamaları imkansız ne de olsa biri balta biri elma:P İşte böyle..Aşk denen ”şey” bence özlem ve acıyla besleniyor ben bunu bilir bunu söylerim:)) Vuslat olunca AŞK da bi yerlere kayboluyo gibi gibi:))Aşkı sevgiyle besleyip devam ettirebilmek de erdem istiyor sanırım:)Doğru kişilerle karşılaşmanız dileğiyle…Umarım her biriniz bu resimdeki gibi sizinle bütünlük sağlayacak diğer yarınızı bulursunuz:)Ölene kadar sevgilerinizin artması duasıyla..

  Not:Ben yazarken yukarı pek bakmamışım yazı bi hayli uzun olmuş artık kusurabakmayın:))

tarafından

>Elimden bişey gelmiyor..

>

  Bu gün akşam üstü yolda bi arkadaşımla karşılaştım(ki çok sevdiğim biridir kendisi)ayak üstü biraz sohbet ettik…aile içinde sorunları olduğunu biliyorum yine de değişen bişeyler vardır niyetiyle ”Nasılsın”dedim ve aldığım cevapla (ona belli etmesem de )yıkıldım..Dediki:”Herşey eskisinden daha kötü ve artık benim için eskiye dönüş yok,o kadar ümidimi yitirdim hayattan.”
  Öncelikle bu arkadaşımdan biraz bahsetmek istiyorum(önceki hayatım dediği kısımda biz olduğumuza göre)bizim tanıdığımız arkadaşımız( bundan 4 ay öncesine kadar) arkadaş canlısı güleryüzlü neşeli ve kendiyle dalga geçebilen ve bu haliyle bizleri çok eğlendiren ,ailesine düşkün, sürekli başkalarını memnun etmeyi vazife edinmiş(ki bu özelliğini çok eleştirmişliğim olmuştur)misafirleri seven ,arkadaşlarıyla vakit geçirmekten çok mutlu olan, kendiyle barışık güzel şirin bi bayan(dı)Bir ameliyat ve birde yakınlarından birini kaybetmek onu bi hayli yordu…Üstüne üslük ailesinde kendi isteği dışında bazı olaylar gelişti ve şimdi arkadaşımızı her gördüğmüzde üzülüyoruz çünkü inanılmaz zayıfladı ve bizimle bereberken bile sorla güldüğü belli oluyor…
  Ve bu arkadaşım bu gün bana:”Ne kadar güzel gülüyorsun”dedi:S bunu neden söylediğini ben bakışlarından anladım ve o an ne diyeceğimi şaşırdım kaldım…Bana hayattan hiç bir ümidi kalmadığını onu hayata bağlayan tek şeyin 2 evladı olduğunu söyledi(ki bence bu dünyada herşeyden çok daha değerli neden)başımı alıp çok çok uzak yerlere gitmek isterdim,herşey çok daha kötüye gidiyor ve hiç bişeyin artık eskisi gibi olmayacağına kendimi inandırıyorum…v.b şeyler söyledi:S Genç bir kadına bunları söyleten insanlara (yüzlerine olmasada)içinden kocaman bir yazıklar olsun çekiyorum.Arkadaşımı gördükçe sürekli aklıma”Bu dünyada asla insanları memnun edemezsin”lafı geliyo.Özellikle kanında nankörlük olan insanlara, inanın ağzınızla kuş tutsanız yaranamıyorsunuz…Sırf bu yüzden gamsızlığı seviyorum..Siz iyi olmaya çalıştıkça karşınızdaki insanlar sizde eksiklikler arıyorsa bence onlara(haddinden fazla)iyi olmayada gerek yok.
  Çok fazla da ayrıntılı yazamıyorum sadece sinirim geçsin diye yazıyorum bunları da…Bir aile kurulurken ”seni seviyorum”diye biriyle evleniyorsanız ona karşı vazifelerinizin olduğunu bilmelisiniz..sevgi kuru kuru devam etmiyor malesef…bunun bilincinde değilseniz laf olsun diye birine onu sevdiğinizi söyleyip üstelik inandırıp bir de evlenmeyeceksiniz…bu haksızlık…SEvdiğinizi söylediğiniz insana”alıp başımı gitsem ya da hayattan hiç bir beklentim ümidim kalmadı”dedirtmeye kimsenin hakkı yok…
  Arkadaşım için elimden hiç bişey gelmiyor beraber olabilme şansımız olsa en azından konuşarak biraz rahatlatırdım ama o şansımızda yok bu dönem…İnşaallah herşey düzene girer onun için…Bu gün konuşmamızda ona sürekli”Lütfen hiç bişey düzelmeyecek sözüne kendini inandırma herşey geçer mutsuzluklar sıkıntılar kalıcı değil biraz sabret zaman bırak ama lütfen kendine olumsuz telkinlerde bulunma ”dedim.En son ayrılırken bana:”E, ben iyi biriyim değil mi ?” diye sordu.kadıncağız onların içinde o kadar bunalmış ki benliğini kaybetmeye başlamış bu soruyu sormasına o kadar üzüldüm ki anlatamam…Karşımda biri çok üzgünse ben de 2 lafı bi araya getiremem ki bir de karşımdaki insanın gözleri dolmuşsa …..Ona dedimki:”Sen tanıdığım en iyi insnalardan birisin o ortamda kendin gibi olmadığın için kendini kötü hissetme,sen gayet iyi güleryüzlü güzel bi arkadaşsın ve sakın sürekli kendini suçlama”gibi şeyler dedim..demesine ama o kadar üzüldüm ki arkadaşım yanımdan ayrılırken ”üzülme E…, ben iyiyim lütfen üzülmeyin ”dedii:( Önceden bi sıkıntısı olsa, en azından” hadi gel sahile inelim bi çay içip geliriz” der biraz olsun rahatlar geri dönerdik şimdi o imkanı da alındı elinden…Zamanla sorunlarını çözerler İNŞAALLAH, dua etmekten başka bişey gelmiyor şu an için elimden malesef..
  Allah her daim iyilerle ve değerbilenlerle karşılaştırsın bizleri inşaallah…Sizi anlamayan ya da anlamak istemeyenlerle bi ömür yüz yüze bakmak da çok çok zor bişey olmalı…
tarafından

>Biz de Kuzenlerimize gülen bi sülaleyiz…

>

Biraz önce ff de konu geçince aklıma geldi size en küçük kuzenlerimizden Hasan’la 2.sınıfa giderken yaptığımız bi sohbeti yazmak istiyorum.

Hasan benim en en en çok sevdiğim kuzenciğimdir(şimdilerde 15 yaşında filinta gibi bi delikanlı)Bizde otururken babam Hasan’a dediki:”Hasan söyle bakalım Türkiye’nin en kalabalık şehri neresi?” Buna cevap verdi tabi.Babamda buna benzer ilkokul 2.sınıf çocuklarının bilebileceği bir kaç soru daha sordu Hasan birazda sıkılarak(sebebini sonradan anladık:D) cevapladı.Sonra babam dediki:”Hasan resim yapmayı seviyor musun?” ”ewet seviyorum” deyince babam:”ee ne resimleri çiziyorsun bakalım ufaklık”dedi.Bizim küççük kuzen cevap verdi:”Ukrayna’nın haritasını çiziyorum,diğer ülkeler bitti sıra ona geldi” Biz babamla bir birimize bakıp gülmeye başladık.Neyse Hasan dediki :”Şimdi soru sorma sırası bende” tamam dedik(ee 2.sınıf öğrencisi ne sorabilir ki caaaanıımmmm)İlk soru:”Anlamadığım bişey var dünya mı dönüyor yoksa bulutlar mı hareket halinde?” Nasıl ya bu mu takıldı aklına (oooolummm delimisin sen ne biçim meraklı çocuksun hee:P)demedik ve açıklamaya çalıştık:))İkinci sorusu:1.Dünya SAvaşında iki gurup vardı(isimlerini hatırlayamıyorum dedi) Osmanlı bunlardan hangisinde yer alıyordu ve yanındaki diğer ülkeler kimlerdi?( hönkkk neeeeee diyon neeeeeeeeeee olumm sen ne geldin başımıza:D)demedik tabii önce sorduk ittifak ve itilafmıydı sorduğun gurupların adı diye ,o da onayladı.Sonra ben açıkladım ve dedimki:”Hasan siz bunlarımı öğreniyorsunuz 2.sınıfta” ”yoook,bunları bi ara öğretmen öylesine anlatmıştı ordan hatırlıyorum” Biraz bilgim olmasa oracıkta 2.sınıf öğrencisinin karşısında rezil  olacaktım :))))) Ki Hasan bunu tüm sülaleye yayardı da:)))

  Neyse en son babam dediki:”Hasan,sizin sınıfta senin gibi kaç öğrenci var?” Cevabı şu oldu:”Amca,benim gibi bir kaç arkadaşım var diğerleri zaten biraz aptal” :))))))))))))))))Babam dediki:”Hasan ,sanırım senin aptal dediğin çocuklar bizim normal dediğimiz çocuklar oluyo” koptukkk o an:)))
  İnanılmaz bi çocuktu Hasan ,hala da öyle…. Şimdilerde  taklitleriyle ve futboluyla konuşuluyo o ayrı bi mesele:)) ama inanılmaz taklit yeteneği var.Ramazan bayramında yağmurdan dışarı çıkamadığımız günlerde bizim Cem Yılmaz’ımızdı o:))

 NOt: Akrabalarım benim ailemden sonra başıma gelen en güzel armağan.Önceden fıkralar anlatılırdı toplantılarımızda şimdilerde ise kendimizi anlatıp eğleniyoruz…Zaten kendi kendiyle dalga geçebilecek kadar kendine güveni olan kendiyle barışık olan başka birilerini tanımıyorum(karadenizlilerden bahsediyorum)Resim ne alaka diyenlere;karadeniz demişken fındık resmi uygundur dedim:) Hasandan korkmasam onun resmini de koyardım tabi:))

tarafından

>Sakar Wampir

>

 Üç vampir evde oturmuş karınlarını nasıl doyuracaklarını konuşuyorlarmış.1.vampir evden çıkmış 10 dakika sonra ağzında kan izleri eve geldim.Nerde doyurdun karnını demişler.”Bakın karşıda bi ağaç varya gördünüz mü ?Onun yanında 2 katlı ev var ordaki adamın kanını içtim”demiş.”Ooo güzel ”  demiş arkadaşları.2. vampir çıkmış evden ve 20 dakika sonra geri gelmiş ağzında kan iziyle.Sormuşlar”sen nerde doyurdun karnını”diye.”Bakın karşıdaki ağacı biliyorsunuz onun yanıdaki iki katlı beyaz evide biliyorsunuz onun yanındaki ahırı görüyor musunuz?Orda bi ineğin kanını içtim”demiş.Neyse 3.vampir çıkmış evden..10dakika olmuş ses yok 20 dakika olmuş ses yok yarım saat olmuş ses yok…1 saat sonra gelmiş eve her tarafı mosmor kan içinde.Arkadaşları: ”ne oldu sana ne uzun kaldın ?”demişler. 3. vampir cevap vermiş:”Karşıdaki ağacı görüyorsunuz yanındaki beyaz iki katlı evi de görüyorsunuz onun yanındaki ahırıda görüyorsunuz ,onun yanındaki elektirik direğini de görüyorsunuz!!!İşte ben onu göremedim ” :))))))))))))

Not:Şimdi buraya ağzı burnu kanlı vampir resmi koyup sizi korkutmak istemedim ve onun için google molladan bulduğum en masum vampirin resmini koydum:P Sadece sizin için ,yoksa oyuncu yakışıklı olduğu için değil yanlış anlamayın:)

tarafından

>Cevaplarsanız sevinirim sadece okursanız da sevinirim:)

>

”mim” felan değil bu…Sadece benim yazılarımı bi şekilde okuyan kişiler bu yazımda sorduğum soruları cevaplarsa( yorum kısmında) sevinirim…

1-En son ne zaman  iyilik yaptınız?

2-Kimi özlüyorsunuz?

3-En son ne zaman birini düşündünüz?(sevgiliniz dışında )
4-En son ne zaman zamanınızı tefekkür için ayırdınız?
5-En son ne zaman BAŞKASI için dua ettiniz?
6-En son ne zaman ciddi anlamda öleceğiniz gerçeğini düşündünüz?
7-Hangi kötü huyunuzu değiştirdiniz?
8-En son ne zaman birini ciddi ciddi dinleyip sıkıntısını hafiflettiniz?
9-Yüreğinizi sızlatan en son olay?
Not: Sizleri tanımak adına hazırlanmış sorular değil bunlar.Benim kendi kendime sorduğum soruları sizler de kendinize sorun istedim sadece.Cevaplayanlara ve okuyarak sadece içinden cevaplayanlara şimdiden teşekkürler …Sevginin en hasıyla kalın güzel insanlar..
tarafından

>kuru yaprak ve deniz terapisi:)

>

  Sahil kenarında  ağaclarının kurumuş yapraklarının üzerine basarak yürmek ve o esnada sadece kuru yaprak dallarının ve denizin dalgasını dinlemek…İnsanı dinlendirmek için birebir yöntemlerden biri tavsiye ederim:)Ben bu gün akşam üstü bizzat denedim. Yarım saatlik bi sahil yürüyüşü insanda başağrısını bile geçiriyor ve moralinizi oda sıcaklığına geri getiriyo:)
  Sahili olmayan şehirlerdeki arkadaşlar içinde tavsiyem sessiz sakin bi ortamda kitap okuyun bari:)) Olmadı sinemaya felan gidin düzeltin moralinizi:) Tamam sustum kızıdırmayayım sizi:) Ama deniz bambaşka bişey ya izlemesi bile insanı dinlendiriyo enteresan….Güzel bir gündü benim için,umarım çoğunuz için de böyledir..SEvginin en hasıyla kalın güzel insanlar…