tarafından

>KARINCA MİSALİ…

>

 Profösör bir test sorusu olarak öğrencilerinden bir karıncanın çevresindeki hayvanların nasıl ayırabileceğini düşümelerini istemiştir.İşte sonuç:Karın hayvanlar alemini iki sınıfa ayırmaktadır.
 a)Aslan,kaplan ve çıngıraklı yılan gibi şefkatli ve iyi huylu hayvanlar,
 b)Piliçler,ördek ve kazlar gibi yırtıcı hayvanlar…Herşey sizin görüşünüze bağımlıdır…
                 JIMMY POWERS

  Doğruluk payı var evet katılıyorum…Bazen gereğinden fazla büyütüyoruz kafamızda insanları…Bazen de değer bilmiyoruz hafife alıyoruz insanları…

  Gözümüzde büyüttüğümüz insanlar yüzünden olmadık acılar da çekiyoruz ”kendim ettim kendim buldum” moduna giriveriyoruz hemen…Bazen  çok çok sevdiğimiz insanların aslanken bize kedi görünmesi de oluyor …Bunu bizim dışımızda herkes görüyor da bi biz göremiyoruz …İkaz edilsek de ikaz edene cephe alıyoruz..offf böyle şeyler işte..

  İyisimi dostları düşmanları gözlüksüz çıplak gözle farkedebilmek..Gözlük olunca bazen kara gözlüklerle bazen de pembe gözlüklerle baktığımız için gerçek haliyle göremiyoruz kişileri olayları durumları…v.b
  Karınca gibi 2 guruba ayıralım demiyorum insanları ama kaç guruba ayırırsak ayıralım doğru gurup adları bulalım ve o gurupların hepsinde kendimizinde olabilme ihtimalini hiç unutmayalım ...
  Berbat bi pazar gününün sonunda anca bu  kadar yazabiliyor Papuç…Benim adım Papuç, yazabileceğim sadece bi avuç…Kalın sağlıcakla görünmeyen dostlarım;)

tarafından

>Ah Mazi…

>http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=658954
nostalji – haramiler—fabrika kızı | izlesene.com

  Hayatınızda çok az yer alan ama sizin onun için büyük yerinizin olduğunu bildiğiniz biri oldu mu hiç…Bana da bu soru sorulsa ”yooo öyle biri olmadı hiç” derdim…Pat diye sorulan bir soruya pat diye bi cevap olarak 🙂
 Geçen gün bi yolculuk esnasında aklıma geldi ”evet yaa böyle biri olmuştu hayatımda onu farketmem 1 saat sürdü” ama belliki onun hayatında 1 saatlik değildi yerim…Ama yapabileceğim bişey yoktu …
  Lisedeyken eve dönüşte arkadaşımla durakta minübüs beklerken yakınlarımızda bir kaç gencin (zırtapoz der bizim yaşlılar onlara) karşıdan birine ”A…, oğlum koşsana geldi senin ki” bağırmalarıyla biz şaşkınlık içinde birbirimize baktık arkadaşla…Abi! Senin ki ne demekk , hadi onu geçtim Allahın krocukları sokak ortasında bağırmak ne demek,onu da geçtim salak salak sırıtmak ne demek ,bu benim gibi bi belanın yanında yapılır mı be sorarım size:))))))
  Neyse geldi bizim servis, biz arkadaşla en arkaya geçtik (onlardan mümkün olduğunca uzak olmak için) bi yandan da diyoz hangimiziz aceba ”Seninki denen kişi :D” Biraz sonra öğrendik tabii o zavallının ”hayranlık duyduğu kişinin bendeniz safinaz olduğunu”  Arkadaş serviz şöförünün oğluymuş meğer geçti şöför koltuğuna aynadan beni kesmeye çalışıyor…beniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii vay başıma gelenler…:)) Alpay’ın Fabrika Kızı diye bi parçası vardırya aynen o hesap okuldan çıkışlarda sanırım görmüş arkadaş beni ve hoşlanınca da ”onunki” diye adlandırılmaya başlamışım…Vay Türk filmi içinde rol almam benim;) Sakın bana ”Belki de tesadüftür bunlar ”demeyin çünkü bu Kadir İnanır(vari )arkadaş beni istetmişti bi zamanlar…Allah’ın sevgili kuluymuş ki terlik papuç yemeden usulca ”hayır bizim kızımız okuyacak astronot olacak uzaya çıkacak adımızı Uranüslere yazdıracak ”diye usulcana yolculanmıştı….
  Kıyamam! Pek de masum birine benziyordu, ben de insanım yani kıyamadım masumcuk insana ,kabul etmedim tabiki teklifini ,durup dururken bir garibin başını yakmaya ne gerenk var dimi yani 😛
  Aklıma geldi gözümde canlandı o gün ve pek bi güldüm ya hu…Hani bazen ”şimdiki aklım olsa o zaman da ”deriz ya….İyiki şimdiki aklım yokmuş o zaman da:))))
  İşte böyle…Sağlıkla ve huzurla kalın güzel insanlar…Siz benim burda tiiiiiiiye aldığıma bakmayın sevene sevgiye saygım sonsuzdur ama türk filmleri uzak bana…
tarafından

>Bu MİM Benden Çıkmaz Korkmayın ;)

>

MASAL  ‘ın Soruları ve Benim Cevaplarım….
1)Sizi en çok üzecek 0lay nedir ?
Aileme ve sevdiklerime bişey olması…Ve içimdeki çocuk denen (ki ben buna asıl ben diyorum) onun ağzının mühürlenmesi beni bitirir…
2)Nerde yaşamak isterdiniz?
MErkez bankasında…ama kimse hesap sormayacak 😛 
Yoksa gelemem öyle ”yok paraları neden dağıtıyon ; yok ,seni kim gönderdi kaardeşim;yok, hastamısın babanın parasımı ..vb” vıdı vıdılara:P
3)Hangi hataları hoşgörüyle karşılayabilirsiniz?
Herkesin hatası kendine beni ne ilgilendirir elalemin hataları 😛 ben en fazla 1 saat ağlar sonra unuturum giderim… asıl hata yapan düşünsün napacağını…Ama hatanın makbulü ders çıkarılıp bir daha yapılmamasıdır…(heh bu da günün anlamlı sözü olsun )

4)En sevdiğiniz erkek / kadın karakter ?
Rahibe Teresa ve Noel Baba..
5)En sevdiğiniz ressam ?
Salvodor Dali diye biri vardı bi onun adını hatırlıyom …birde Ninja Kaplumbağalara adını veren ressamlar vardı sanırsam hımm 😉
6)Bir erkekte/kadında en sevdiğiniz özellik ?
Samimi olsun, aklını kalbini beraber çalıştırabilsin ve lütfen zeki olsun espri yapabilsin ve esprileri anlasın …Dahaa ne istiyiimmmm 😉 Aklıma şimdi geldi ,bir de her iki cinste nerde konuşacağını ve nerede susacağını bilmeli…nokta;)
7)En sevdiğiniz müzisyen ?
Lorena McKennet…Bir de yeni tanıştım (mecazi anlamda yahu)   farid farjad diye bi sanatçı var o da harika…Ve birde Rafet el Roman ve Tarkan dinlerim..Bi de Kıraç bi  de Funda Arar bir de …v.b çok var çokkkkk…ben müzik dinlemeyi severim…
8)Yapmaktan en mutlu olduğunuz iş ?
Kitap okumak, kitapçıları gezmek(hehe),gülmek, denizi izlemek…düşünmekkk..
9)En sevdiğiniz renk ?
Yeşil , mavi, krem rengi…
10)Tarihte en sevmediğiniz karakter ?
Eskilerden sorulduğu için cevaplayamayacam ama şimdiden sormuş olunsaydıı ooooo bir sürü isim yazabilirdim :))) onun için bu soru esgeçiliyor…
11)Nasıl ölmek isterdiniz ?
Bir müslümana yakışır şekilde (inşaallah)
12)Hayattaki sloganınız ?
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol  ikisi de olamıyorsan sadece gözüme görünme yeterli 😛
13)Şuanki ruh haliniz ?
Şımarık çocuk misali…
Not:Masal eğer bu yazıyı okuyorsan şunu bil bloğuna yorum bırakamıyorum nedennnn?
 
  
tarafından

>Bana Kulak Verin…;)

>

  Yaklaşın yaklaşın…Ben geldim canlar:) Dönmeme üzülenler için yapabileceğim bişey yok 😉 ama beni özleyenler için yaşasın ben geldimmmmm:) Sizi özledimm…Yokluğumda ne mi yapım? Bol bol eğlendimmmm(resimde bizim mutlu olduğumuz anların resmidir), dondum ama sonra soba başında ısındım ….Yazacak bişeyim yok sadece sanalın Papuç’u çok mutlu bunu bilin yeter ve duası odur ki sizler de en az onun kadar mutlu(huzurlu) olun…Yokluğumda ne çok yazı yazmışsınız  hiç düşünmediniz mi insafsızlar , bu Papuç bu yazıları nasıl okuyacak ve yorum yazacak diye:)Cıks cıks…
 Amaaaan gittiğim de şunun şurasında 10 gün olmuş 🙂 Ben de bişey sanmıştım ..
  ”Hoşgelmişsin Papuç” diyenler için şimdiden ”Hoşbuldum” sağolun varolun 🙂
  Sevgiler ve saygılar görünmeyen dostlarım…Varlığınız varlığıma armağan…
 
 
tarafından

>Hoşça kalın!!!

>

 Bazen manen o kadar yorulursunuz ki alsam başımı kutuplara gitsem ve kendime gelsem dersiniz (ya da ben diyorum işte) Hayatınızda bilerek hata yapmamaya çalışırsınız tüm ömrünüzü bu doğrultu da düzenlemişsinizdir ama bir gün bi hata yaparsınız …Ve hatanızda ısrar eden olmamak için yola devam etmeden geri dönmeyi seçersiniz ki doğrusu da budur bilirsiniz…
 Bu dönüşlerinizde arkanızda belki üzülecek insanlar bırakıyorsunuz ama biliyorsunuz ki sizin yaptığınız dönüşler herkes için en iyisidir en doğrusudur…Bu bi seçimdir kimi beğenir kimi beğenmez…
 Birde değer verdiklerimiz vardır ,sevdiğiniz ayrı tuttuğunuz insanlar …Biten dostlukların ardından suçlamalar olmasa nasıl olurdu? Değerverdiğinizden uzaklaşsanız da kaybetseniz de değerinden bişey kaybetmez çünkü yaşanılanlar ve paylaşılan zaman dilimleri değerlidir…Neden suçlamalarla kırıcı sözlerle karşımızdakinin de canını acıtmaya çalışırız…Elimize ne geçecektir bu durumda…
 Zanlarımızı da unutmayalım…Zannetmelerimiz yüzünden hep canımız yanar …Bir süre sonra açıklamalara da kulak asmazsınız… Zanlarınız gözünüzü bürümüştür, doğrular anlatılsa da bi değeri yoktur gözünüzde…bu da hem sizi hem zanlar isnat ettiğinizi bi hayli hırpalar…elinizde sadece kalp acıları kalır…
 Sizden giden ama size değer veren insanların kalbinde olduğunuz gibi kalsanızda neden bu duruma bir de vicdan azabını eklemeye çalışırsınız? Siz nefret ediyorsanız kızıyorsanız neden karşıdakinin de bu şekilde düşünmesi için elinizden geleni yaparsınız..ki başaramayacağınızı bilmeniz de bu uğraşınızda engel olmaz size…!
  Arkadaşlar bir süre yazmayacam…Sanırım burdan bir süre uzak kalmam iyi olacak…Herzaman dediğim gibi sıradan bir insanım ve her sıradan insan gibi ben de hatalar yapabiliyorum…Ve devamında Allah’tan affımı istiyorum…Bazen bilmeden bencilce hatalar yapıyoruz devamında ne olacağını düşünmeden 😦 Sonucunda siz de üzülüyorsunuz sizinle birlikte değerverdiklerinizi de üzüyorsunuz…Devamında üzüntü ve bir de vicdan azabı geliyor…Üstesinden gelemiyorsunuz bir çözümünüz yoksa da kaçıyorsunuz…”Zaman ilaç diyor” bekliyosunuz ve dua ediyorsunuz bol bol…
  Arayı fazla açmadan geri dönecem inşaallah… (kimin umrunda Papuç’un yokluğu diyecek olanlar varsa da onlara da ”gözünüz aydın” diyeyim 🙂  )
Sevgi ve saygılarımla ..Beni özleyin anacımmm 😉
………………………………………………………Bi hikaye…………………………
  Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına.
  Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,yüreğindeki duruluğa…demişki suya:
  Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol…
  Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş,
  Yüreğim sana armağan…
  Sarılmışlar ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına…
  Zamanla su,buhar olmaya; ateş, kül olmaya başlamış.Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı…Baştan alınlarına yazılmış olan kaderide yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su…
  Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları..
  Aramış suyu diyarlar boyu,günler boyu,geceler boyu.Bir gün gelmiş, suya varmış yolu.Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın , biraz hırçın.Ve o an anlamış, aşkın bazen gitmek olduğunu.
  Ama gitmenin yitirmek olmadığını…
  Ateş durmuş, susmuş,sönmüş aşkıyla.
  İşte o zamandan beridir ki:Ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş.Ateş yüreğini sadece su, suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş…
 
tarafından

>ooo hoşgeldin, güle güle…

>

Gençlik gelince, çocukluğu yolculadık.
Hüzün gelince, mutluluğu yolculadık.
Nefret gelince, sevgiyi yolculadık.
Kibir gelince, tevazuyu yolculadık.
Menfaat gelince, samimiyeti yolculadık.
Hırs gelince ,şükrü yolculadık…
Hayat ”Hoşgeldin” ve ”Güle güle güle”den mi ibaret ya hu ben bişey anlamadım 😉

Not: Yazdıklarımda kelimelerin yerlerini değiştirip olumlu hale de getirebilirsiniz serbest 🙂
tarafından

>Düşünülesi…

>

  Su ,ateş ve ahlak dost olup birlikte zaman geçirmeye başlamışlar.Çevrede dolaşırlarken eğer kaybolurlarsa birbirlerini nasıl bulabileceklerini sorgulamaya başlamışlar.Suya sormuşlar:”Kaybolursan seni nasıl bulacağız?”
  ”Nerede  bir şırıltı duyarsanız  beni orada bulabilirsiniz,”diye cevap vermiş.
  Ateşe sormuşlar:”Seni kaybedersek ne yapalım?”
  ”Bir duman gördüğünüzde yerde ben varım,” diye yanıtlamış ateş.Sıra ahlaka gelmiş.Onun yanıtı ise oldukça düşündürücüymüş.”Beni kaybederseniz bir daha asla bulamazsınız.”
               ”Kendi Kutup Yıldızını Bulmak” kitabından alıntıdır…