tarafından

>Senin Her Şeye Gücün Yeter !

>

Sürekli şikayet ettiğimiz hayatımızın bizim için armağan olduğunu ve sevildiğimiz için bu hayatta olduğumuzu hiç hatırlamıyoruz..
Öyle alışmışız ki şikayetlerimize bir kere olsun bizden daha kötü durumda olanları görmez olmuşuz…Bir an görünce ya da duyunca ”Ya Rabbim sana çok şükür ”diyoruz ve bir süre (ki kısa bir süre sonra) yine şikayete devam ediyoruz..
 Gün için de bunu öyle çok yapıyoruz ki alışkanlık olmuş artık şikayet/memnuniyetsizlik, sürekli en iyiyi bekleme mükemmeli umma hali…

 Bize aslımızı unutturma Rabbim, bizi affet şikayetlerimizden dolayı..Nankörlüğümüzden dolayı affet…Düşünmememizden dolayı affet…Bilerek veya bilmeyerek yaptığımız tüm hatalarımızdan dolayı affet..Senin rahmetine sığınıyoruz bizi senin sevginin mahrumiyetinden uzak et..
  Bizi sana layık kul ,Efendimize(s.a.v.) layık ümmet olmak için kuvvetli bir iman nasip et..Ayağımızı yolundan kaydırma ,yolundan kaydıracak şeylerden bizleri koru Rabbim..

Senin her şeye gücün yeter..!

”Ya Rabbi! Beni, annemi, babamı ve bütün mü;minleri affeyle.” (Nuh Süresi, 28. ayet)
”Hakkında kesin bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmez, bana merhamet etmezsen her şeyi kaybedenlerden olurum.” (Hud Suresi, 47. ayet) 
 
Hayırlı Cumalar yüreği güzeller..

Reklamlar
tarafından

>Yok Öyle Numaradan İyi Olmak !

>

Yine kızdım ya 😉
Sevdiklerinden darbe yememiş kimse var mıdır ? Arkadaş, akraba, komşu, iş arkadaşı..v.b değer verdiğiniz birileri illa ki size ummadığınız davranışlarda bulunmuştur…
Hayat sadece meyveleri olgunlaştırmıyor insanları da olgulaştırıyor..İnsanları daha iyi tanıyıp daha iyi ayırdedebiliyoruz…Kimden nasıl davranışlar görebileceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz onları tanıdıkça..Sürekli insanları anlamaya çalışmaktan yoruldum ve onları anlamaya çalışmayı bıraktım diyorum ama her yeni gün hayretler içinde bırakıyor insanlar beni…Hayatları dinliyorum da ”vay be” diyorum, kendime çıkaracak dersleri cımbızla çekiyorum ve ”Herkesin kendince dertleri var sakın şikayet etme artık” diyorum kendime..
Bakıyorum, dışarıdan ağzı var dili yok (gibi görünen ) insanların en yakını sayılan kişilere nefes aldırmadığını ,onlara baskılar yaptığını öğreniyorum..Dışarıdan bakınca ‘aman ne iyi ” diyebileceğim insanların aslında anlayışsız ve bencil kişiler olduğunu görünce hayret ediyorum haliyle…
İyi insan olmak ,sevilen kişi olmak öyle her baba yiğidin harcı değil bunu anladım…Öyle lafla olmuyor böyle şeyler…Bir yandan millete şirin gözükeceksin diğer yandan etrafındakiler senden yaka silkecek…Yok öyle işine gelene iyi(gibi) işine gelmeyene gerçek yüzünü gösterme…Ya herkes gerçek yüzünü göstereceksin ikili oynamayacaksın ya da iyi biri olmak amacındaysan adam gibi iyi olacaksın 🙂 Sonra benim sinirlerim bozuluyor böylelerini görünce dayanamayıp blogumda yazıp duruyorum;)
Not: Yazıya dostlarımla ilgili güzel şeyler yazmak amacıyla başlamıştım sonuç beni korkuttu :)Bu kadar mı alakasız bir konuya sapar bir blogger 🙂 Kınıyorum kendimi….
tarafından

>İbret ve Hikmet Dolu Bir Kader Öyküsü

>


Bir küçük çocuk, annesi nakış işlerken dizlerinin dibinde oturup onu seyretmeyi çok severdi. Bir keresinde aşağıdan annesine doğru bakıp sordu:
“Anneciğim, ne yapıyorsun?”
Annesi, tatlı ve şefkatli bir sesle cevap verdi:
“Nakış işliyorum yavrum. Bu kasnaktaki kumaşın üstüne güzel desenler işlemeye çalışıyorum.”
Küçük çocuk:
“Ama yaptığın şey, hiç güzel görünmüyor, karmakarışık…”
Gerçekten de çocuğun baktığı yerden, annesinin elinde tuttuğu kasnağın altındaki ipler, birbirine giriyor, kasnağın üstünde görülen sanatlı işlemelerden ise hiçbir eser görünmüyordu. Çocuğun bu sözüne annesi gülümseyerek:
“Hadi sen git, biraz oyna,” dedi. “Nakışımı bitirdiğimde seni dizime oturturum, o zaman o nakışa benim yakınımdan bakar ve ne olduğunu anlarsın.”
Çocuk oynarken, annesinin parlak renkli ipliklerin yanında, o kapkara iplikleri neden kullandığını merak etmekten kendisini bir türlü alamadı. Biraz sonra annesinin sesi duyuldu:
“Gel kızım, yanıma otur da, birlikte bakalım bu nakışa.”
Annesi gibi kasnağa üst taraftan bakan çocuk, şaşkınlıktan ve hayranlıktan ne diyeceğini bilemedi. Kasnağın üstünde harikulade bir çiçek resminin nakşedildiğini gördü.
Peki ama bu büyük farklılığın sebebi neydi? Alttan bakınca karmakarışık, üstten bakınca harika nakışlar. Nasıl böyle olabiliyordu? Annesi onun bu merakını şu sözleriyle giderdi:
“Yavrum, alttan bakıldığında nakış karışık ve anlaşılmaz görünüyordu. Çünkü sen nakşın üst tarafına daha önceden çizili bir plan olduğunu göremiyordun. Bu benim yaptığım bir dizayndı. O çiçeği işlemek için, benim bu çizimi ve planı takip etmem gerekiyordu. Şimdi benim tarafımdan baktığında ise, ne yaptığımı daha iyi görebiliyorsun.”
Küçük kız yıllar geçip büyüdüğünde, başına gelen her iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin olaylar karşısında, hep bu yaşadığı olayı hatırladı. Hayatının bir nakış gibi, ilahî bir kudret eli tarafından dantel dantel işlendiğini, kendisine karışık, anlamsız, kötü gibi görünen olayların, aslında ilahî bir planın nakışları olduğunu, ortaya çıkacak bütünün ve kompozisyonun hârikulade bir resim teşkil edeceğini hissederek hâlinden pek de şikâyetçi olmadı.(Selim Gündüzalp-Zafer Dergisi)
tarafından

>Seviyorsak Saygılı da Olmalıyız !

>

  Kolay mı seviyorum deyip sonra da davranışlarına dikkat etmemek..Kırmak üzmek ağlatmak soğutmak…!
  Çok şeyi yok etmeyi başardık ya da yok etme yolunda hızla ilerliyoruz suçu da zamana atarak. Erdem, sabır, tevazu,kanaat,samimiyet.. .v.b yok olmaya başlamış insani davranışlar.Acı gerçekler…Korkutan gerçekler..Yine de umut var olmak lazım insanlık adına.Çökmüş bir ahlak sisteminin olduğu bir toplumda yaşamaktan korkan biri olarak üzüyor bu durum beni.Herkeste de aynı etkiye sahip diye düşünüyorum.Şikayet bir şeyi değiştirmez kişi kendini değiştirmeli eksiklikleri varsa ki güzellik adına adım atılmış olsun…Herkes kötüye gidiyor diye konvoya katılmaktansa tek kişi kalacağını bilsen de doğrularını yaşamakta kararlı olmak lazım…İçinin boşaltıldığını düşünmeye başladığım bir söz var:” Seni Seviyorum”
  Bir insanı sevmemiz için sebepler lazım ama bu sebepler menfaat kelimesiyle geçmemeli aklımızdan gönlümüzden..”Seni seviyorum” dediğimiz insana sevdiğiniz ölçüde değer de vermeniz gerektiğini ,değer verilen kişiye karşı nasıl olmamız gerektiği hakkında bilgimiz yoksa bu güzel cümleyi boşa sarf etmememiz gerektiğini düşünüyorum.Sevmek sabır ister ,incelik ister, samimiyet ister, nezaket ister ,kusur örtmek ister,fedakarlık ister, kırmaktansa kırılmayı göze alabilmeyi ister..v.b Bunları yapamıyorsak bile karşımızdakini sevdiğimiz için susmamızı ister SEVGİ..Dikkat ister, özen ister …İnsan en çok da sevdiğini söylediği insanı kırmaktan/üzmekten korkar,öyle değil mi !
  Sevdiğimizi söylediğimiz kişilere karşı dikkatsiz davranışlarımız varsa kırıcı sözlerimiz varsa nerede kaldı bizim sevdiğimize olan saygınız..Saygı olmadan sevgi ne kadar daha var olabilir ? Ben sanmıyorum,saygının olmadığı yerde sevginin uzun süre kalabileceğini! Bazen  sokaklarda şahit oluyoruz.Kız arkadaşıyla gezen gençler kendi aralarında konuşurlarken ses tonları yükselip arkadaşlarına bağırıp çağırmaya başlıyorlar.Aşık olduğunuzu söylediğiniz kişinin gözünün içine bakmanız gerekirken ,onu her şeyden sakınmanız gerekirken nasıl olur da bağırabiliyorsunuz bunu anlamıyorum…Sevdiğiniz/hatta aşık olduğunuz kişi sizin hayatta en önemlinizken nasıl olur da onu kırabilirsiniz!!Yaptığınız her saygısızlık kalpte iz bırakmaya başlar ve sonunda kırıla kırıla tamiri zor hal alabilir.
  Aşk denen şey, kaşa göze indirgendi bu devirde orası artık neredeyse kesinleşti (istisnalar kaideyi bozmaz ve o istisnaların da baş üstünde yerleri var) Sevginin içinin boşaltılması çok büyük tehlikeleri getirir diye düşünüyorum..Değil mi ki dünya sevgi üzerine kuruldu…Sevgiye menfaat girdiği an ne samimiyet kalır ne güven kalır ne huzur kalır…Bu durum beni ürkütüyor ve üzüyor…Umuyorum ve dua ediyorum ki ,Rabbim beni/sizi sevgiyi anlayanlardan eylesin ve sevginin anlamını bilenlerle karşılaştırsın…
  Hele ki birini/birilerini Allah için seviyorsak  düşünün ne derece dikkatli olmamız gerektiğini…
tarafından

>Hediyeler Sahiplerine Ulaştı Şükür (1MK’dan Alıntı Yazıdır)

>



Merhaba değerli bir milyonkalem dostları,
 
Değerli yazarlarımız, okurlarımız, gönül veren destek olan tüm arkadaşlarımız. Sizlere güzel haberlerimiz var. Bir kampanyamız daha sizlerin desteği ile hedefine ulaştı.

Umut Çocukları Okulda” kampanyamız çerçevesinde Yalova Çınarcık İlköğretim Okulu öğrencilerine yönelik başlattığımız “eğitim yardımları” geçen gün çocuklarımıza dağıtıldı. Minik kardeşlerimizin sevinci görülmeye değerdi.

Başta editörlerimiz ve bu kampanya da bizlere bizzat yerinde destek sağlayan  …tüm yazar, okur ve destekçilerimize, ayrıca hediyelerin çocuklara dağıtımındaki katkılarından dolayı okul yönetimine teşekkür ediyoruz.


Yeni kampanyalarda buluşmak dileğiyle.

Bir milyon kalem . com

Editörleri


Not: Okul kütüphanesinin masal ve öykü kitabı ihtiyacı sürmekte. Kampanyamız eğitim yılının başlaması nedeniyle sonlandırılmasına rağmen dileyen okurlarımız yardım göndermeye devam edebilirler.
tarafından

>Güzel Bir Hikaye..İçinden Çok Dersler Çıkarılabilir…!!

>

 Eski zamanlarin birinde bir otlakta öküz sürüsü yasarmis.
Yasarmis yasamalarina ama civardaki aslanlar bir türlü rahat
birakmazmis onlari. Hemen her gün saldirirlarmis bu sürüye. Öküz dedigin öyle yabana atilir bir hayvan degil ki, bir araya toplandilar mi kolayca defetmesini bilirlermis o koca aslanlari. Gerçi bir iki siyirik alirlarmis ama.. yine de boyun egmezlermis aslanlarin zorbaligina.Gün geçtikçe aslanlari almis bir kaygi. Ancak tavsan, fare gibi küçük hayvanciklarla beslenir olmuslar.
Git gide güçten düsmüsler. Eee, aslan bu, hiç fareyle doyar mi.
– ‘Her halde bize bu otlagi terk etmek düsüyor’ demis aslanlardan
birisi.
– ‘Evet’ diye tasdik etmis digerleri.
Nereye gideriz diye düsünürlerken ‘bir dakika’ diye bir ses
duymuslar gerilerden. Herkes dönüp bakmis sesin geldigi tarafa.Sürünün en
çelimsiz, ama kurnaz mi kurnaz bir ferdi olan Topal Aslan’mis söze atilan.
– ‘Hayir’ demis, ‘hiç bir yere gitmiyoruz. Siz bana birakin, ben
hallederim bu isi.’ Inanmamis kimse ona ama haydi bir sans verelim ne çikar diye düsünmüsler.O da almis yanina bir iki aslan gitmis öküzlerin yanina.Beyaz
bayrak çekmeyi de unutmamis. Öküzlerin lideri olan Boz Öküz basta olmak üzere bes irikiyim öküz yaklasmis onlara. Sormuslar ne istediklerini.
Topal aslan baslamis konusmaya. Bir yandan da Boz Öküz’ün sivri ve
kocaman boynuzlarina bakip ürperiyormus.
– ‘Saygideger öküz efendiler’ diye baslamis lafa. ‘Bugün buraya
sizden
özür dilemek için geldik. Biliyorum sizleri çok defa incittik, kimbilir kaçinizda su pençemin izi vardir. Ama inaniniz bunlarin hiç birini isteyerek yapmadik.Biliniz ki biz aslanlar barisçi bir milletiz. Hele öküzlerle hiç bir alip vermedigimiz olamaz. Ancak evet size  defaatla saldirdik, ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranizdaki Sari Öküz yüzünden. Onun rengi öyle sizinkiler gibi degil ki.
Gözümüzü kamastiriyor, aklimizi basimizdan aliyor. Onu gördükmü ne kadar
barissever oldugumuzu unutup size saldiriyoruz, ve sürünüze zarar veriyoruz.  yoksa bizim sizinle hiç bir alip veremedigimiz yok. Onun yüzünden hepiniz
zarar görüyorsunuz. Bir türlü hayatinizdan emin rahat rahat  tlayamiyorsunuz,
belki geceleri bile bizim kükrememiz sizin uykunuzu kaçiriyor. Bunlarin hepsi Sari Öküz’ün suçu. Verin onu bize, siz kurtulun, biz de baris içinde yasayalim’ demis.Boz Öküz, diger önde gelenlerle görüsmek üzere geri çekilmis.
Hepsi de sicak bakmislar bu teklife. Bir tek yasli Benekli Öküz olmaz demis ama kimseye dinletememis sesini.Zavalli Sari Öküz kurban  edilmis aslanlara. Hepsi birden saldirmislar zavalli öküzün üzerine. Bir ikisini
firlatmis üstünden ama bitkin düsmüs az sonra. Çirpinmis, haykirmis, yardim
istemis, yalvarmis, ama yokmus onu isiten. Digerleri üzülmüsler
üzülmesine ama elden ne gelir ki. Bütün sürünün selameti için bir öküz…,gerekliymis bu. Gerçekten de günlerce sürüye hiç bir saldiran olmamis. Huzur içinde geçer olmus günleri. Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki. Hele öküz etinin tadini aldiktan sonra. Aciktik demisler Topal Aslan’a
daha bir kaç hafta bile geçmemisken. O da yine almis yanina bir kaçini,  bir defa daha gitmis Boz Öküz’ün yanina.
– ‘Selam’ diye girmis söze. ‘ Gördünüz ya biz aslanlar ne denli
uysal milletiz. Dogru karariniz için sizi bir daha kutlamak isterim.
Siz de huzur içindesiniz, biz de. Ne mutlu. Yalniz buraya bunlari
söylemek için gelmedim. Büyük bir problemimiz var.’
– ‘Nedir?’ demis Boz Öküz merakla..
– ‘Su sizin Uzun Kuyruk’ demis Topal Aslan. Öyle uzun bir kuyrugu var ki nereden baksak görünüyor. O kuyrugunu salladikça bizim de aklimiz basimizda gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye saldirmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Halbuki siz öylemi ya, hepiniz normal kuyruklusunuz. Bir onun suçu yüzünden korkarim hepiniz zarar göreceksiniz. Gelin verin onu bize bu mevzuyu burada kapatalim. Eskisi gibi baris ve sevgi içinde iki taraf da hayatini sürdürsün.
Boz Öküz yine istisare yapmis sürünün ululariyla. Yine sadece Benekli
Öküz olmus karsi çikan. Hepsi de verelim gitsin demisler. Istisare daha da
kisasürmüs bu defa.Dislamislar Uzun Kuyruk’u sürüden.Saatler sürmüs
zavallinin çirpinislari ama sonunda o da yenik düsmüs aslanlara.
Tekrar tekrar yinelenmis bu olanlar. Her geçen gün daha da
semirmis aslanlar. Alabildigince güçlenmisler. Öküzlerse her geçen gün
daha da zayiflamislar, seyreldikçe seyrelmisler. Aslanlar
küstahlastikça küstahlasiyorlarmis. Artik bir sebeb bile söyleme geregi
duymuyorlarmis.’Verin bize su öküzü yoksa karismayiz’ derlermis sadece. Zavalli öküzlerin hayir diyebilecek güçleri kalmamis. Hepsi birer birer can
veriyorlarmis aslanlarin pençesinde.Boz Öküz de aralarinda olmak
üzere bir kaçi kalmis en sona. Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu harbi
aslanlara karsi, oysa ne kadar da güçlüydük? diye sormus biri Boz Öküz’e.
– ‘Biz’ demis Boz Öküz gözleri nemli ve sesi pismanlikla
titreyerek
‘Sari Öküzü verdigimiz gün kaybettik bu harbi…’ (Alıntıdır)
tarafından

>Hayırlı Cumalar Dostlar…

>

”Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: “Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na dönücüleriz.”(Bakara 156)
” Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.” (İsra 37)

   ”Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye,
‘güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur.
         Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır: 
Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih 4)
Hayırlı Cumalar yüreği güzeller…En çıkmaz kaldığınız anlarınızda Allah içinize huzur indirsin…Hayat fani bu durumda yaşadığımız her şey geçici..Bizi şımartan tüm nimetler ve bizi üzen her yaşanan…Her şey geçici…Sıkıntı anlarımızda da nimet bolluğunda huzurumuzda da, Allah(c.c.) ve dünyanın faniliğini unutmayalım inşaAllah…!
Her türlü güzellik sizinle olsun..Dua ve sevgiyle…..