tarafından

Allah sana sundum elim/Yunus Emre

Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim
Senden artık yoktur emin, Allah sana sundum elim

Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu
Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim

Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü
Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim

Üş biçildi kefen donum, Hazret’e yönelttim yönüm
Acep nice ola halim, Allah sana sundum elim

Urdular suyum ılıdı, kavim kardeş cümle geldi
Esen kalsın kavim kardeş, Allah sana sundum elim

Geldi salacam sarılır, dört yana sala verilir
El namazıma derilir, Allah sana sundum elim

Salacamı getirdiler, makberime yetirdiler
Halka olup oturdular, Allah sana sundum elim

Çün cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar
Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim

Yedi Tamu, sekiz Uçmak, her birinin vardır yolu
Her bir yolda yüzbin çarşı, Allah sana sundum elim

Geldi Münker ile Nekir, her birisi sordu bir dil
İlahi Sen cevap vergil, Allah sana sundum elim

Görün acep oldu zaman, gönülden eyleniz figan
Ölür çün anadan doğan, Allah sana sundum elim

Yunus tap uzat bu sözü, Allahına dutgıl yüzü
Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim


tarafından

Elif Olmak/Olabilmek…!


Dostum, “elif” olmayı dilemişim sanırım bir vakt-i seherde, bir cesaretle….zor(luğunu) bilmemişim o zamanlarda; dilemişim..yar’ın huzurunda bir

“elif”


misali durabilmeyi dilemişim; oysa şimdilerde dizlerimin bağı çözülür; diz çökerim..be’ye meylederim; “başlasın bu cümle artık!” derken yine “elif” misali kalıveririm bir bir’in huzurunda..yine zorlukla, yalnızca, yalın-ca…


“elif” olmak zor imiş!


Ama her elif’in yanında akvâ olan’ın yardımı, yar’lığı var imiş!!


Dostum, bilir misin “elif “ olmaya talip olmak nedir, bilir misin insan nasıl “elif” olur? dilersin o’ndan sadece o’nun yar-lığını, dilenirsin…o’nun kucağından başka mekanlar sana soğuk gelir, üşürsün bir ağustos sıcağında..yürüdüğün yollar sana yabancı gelir; bildik mekanlar sıkar seni..tanımadığın sîmalar sana âşina gelir, tanımadığın kişiler senin niyazına girer; tanıdıkların ise yabancı nazarlarla bakarlar sana. hikmetine eremediğin hallerle örülür hayatın; susmayı seversin; sükûtu seversin; sükûtu hal edinenleri seversin…


Dostum, bilir misin, “elif” bağlanmaz kendisinden sonraki harfe…

sadece kendinden önceki harfe bağlanır; en önceki’ne belki de..

Sen, dünyana sonradan girenlere sıkıca bağlandığın vakit “elif” olmaz adın..sanırsın ki o zaman üzerindeki zorluklar kalkacak; ama herkes yüklenir üzerine..yardımsız yar’lar doluşur dünyana..”yardımıyla gelen yar” gitti diye…


Aklımın al(a)madığı hallerin eteğinde gezinir dururum; belki aklım acziyetiyle susabilmeyi öğrenir diye..başımı tâ yüreğime kadar eğer, dinlerim o kısık fısıltıyı şimdilerde…


Dostum, şimdilerde “elif” der susarım; elimi bileğime koyar dinlerim nabzımı..atışları, dünyadaki hiç kimsenin isminde artmaz…yüreğim dünyadaki kimsenin isminde titremez;

bu belki de lütuftur, yar’dandır …bu, belki de “elif “olmanın gereğidir.



/Allahu â’lem…/


“elif” olmayı dileten de “var”imiş dostum;


“yar” olmayı dileyen imiş…(Alıntı)


ahmet şanver – elif olabilmek.. | izlesene.com

tarafından

Kişilik Testi

Benim sonucum:İnsanlar sizi taze, canlı, çekici, eğlendirici, pratik ve daima ilginç birisi olarak görürler; her zaman ilgi odağı olan ama çok aşırıya kaçmayacak kadar da dengeli birisi.. İnsanlar sizi ayrıca iyiliksever, düşünceli, anlayışlı ve kendilerini neşelendiren ve rahatlatan birisi olarak tanırlar.

Siz de bir deneyin istedim:)Bakalım nasıl biriymişsiniz bir kaç soruyla nasıl biri olduğunuzu çözebilmişler vay be! 🙂

http://www.testler.org/test.php?test=16

tarafından

Bazen Hayat…!

Bazen Hayat;

Betimlemesi fazla, karakterleri karışık roman gibi…

Betimlemelere takılıp  karakterleri tanımaya çalışırken hayat akıp geçiyor.Ne okuduğunuzdan bir şey anlıyorsunuz ne de geçmiş zamana engel olabiliyorsunuz.Tıpkı benim cümlelerim kadar karışık bir hal alıyor yaşamınız…

Not:Aklıma gelenleri yazıyorum şimdiki ruh halimi yansıtmıyorum dostlar…


tarafından

Mutluluk Elimizde (Yoksa yanılıyor muyum?)

  Nedir ki mutluluk..İçinde olduğunuz zaman bile kıymeti bilinmeyen mi? Huzura doyamamak mı? Her zaman fazlasını istemek mi? Manevi olarak doyumsuzluk mu? Huzurun başka bir şekli mi? Kendini geliştirmek adına sebepler bulmak mı? Siz de olanı başkasında görmek mi? Bazen, sevildiğini bilmek bazen de sevmenin güzelliğine ermek mi? Hayatın içinde sessizce ilerlerken bilinmeyen bir yola uğrayıp farklı duygular tatmak farklı insanlar tanımak mı? Bilmediğini öğrenmek, ön yargılardan sıyrıldığında şaşırmak mı? Yanlış olduğu söyleneni yaşayarak görmek ve yanlış olmadığını öğrenmek mi?Birilerine ayna olabilmek ,birilerinin de size ayna olabilmesi mi?Birinin gelip samimiyetle size hatalarınızı söylemesi  mi?


  Mutlu etmekle gelen bir nimet ya da yürekleri hissetmek mi?Biri tarafından anlaşılmak mı yoksa birilerini gerçekten anlıyor olmanız mı? Sanmaktansa tanımak için adım atmak mı?Gülümsemek ,gülümsetebilmek mi?Gittiğiniz ortamlarda yüreğinizle olmak ve aranmak mı?Bir yapraktan düşen damla misali yere düşeceğiniz an biri tarafından düşmekten kurtarılmak mı? İçinden çıkılamaz anlarınızda ummadığınız kişiler tarafından bunalımdan çıkarılmanız mı?Doğayı izleyip tefekküre dalmak sıkıntılardan sıyrılmak mı?Bilmediğiniz yolculuklara çıkıp güzel süprizlerle karşılaşmak mı?Zanlarınızdan kurtulmanız,korkularınızdan sıyrılmanız mı? Belki de hepsi…!


  Var mı mutluluğun belli bir tarifi bilinmez ama insana;insan olarak var olma sebebini hatırlatan hayata tutunup daha iyiye doğru ilerlemek için sebepler topluluğu olabilir tariflerinden biri de…Hiç ummadığınız zamanlarda karşınıza çıkan sebepleri görmeniz,hissetmeniz ve değer bilmeniz de olabilir..Anı kıymetlendirecek yüreklerle tanışmanız ya da güzel bakıp güzel görmeniz de olabilir..Seçimlerinizi hep sevgi odaklı yapmanız ve attığınız her adımdan huzur duymanız da…Dinlemeniz,söylemeniz ve hissetmeniz de sebep olabilir..Neden ,niçin,nasıl yaptığınızı bildiğiniz sürece yaşadığınız her şeyden doğruya giden yolları bulabilmeniz o yola varabilmeniz…


  Hayatı duyarak değil de yaşayarak öğrenmek de olabilir.Mutsuzluğu yaşadığınız zaman yüreğiniz sıkışırken sıkıntınızdan kurtulduğunuzda yüreğinizin kelebek gibi hafiflemesi ve hep güzelliklere konması da olabilir mutluluk denen nimetin bir başka anlatımı.Bisküviler içinde kaymaklı bisküvinin tadına varabilmek gibi sevimli bir anlamı da olabilir .Ya da tüm içecekler içinde Türk kahvesinin keyfine varabilmek de..Birinin gözlerine baktığınızda ne hissettiğini anlayabilecek kadar bağlı olmanız ya da her cümlesine yüklediği anlamları keşfedebilmek de olabilir.İyi ile kötüyü ayırt edebilmek de olabilir pekala tariflerden biri…


  Mutlu olabilmenin yolları vardır ve o yollarda giden adımlarımız..Seçimlerimiz,görüşümüz,düşünüşümüz bizi o ana yolda tutan…Nasıl ki aşkın tarifi ,aşkı yaşayanların sayısı kadarsa mutluluğun/huzurun tarifi de insanların sayısı kadar bence.Her hayat bir dünya ise her duygu da bir dünyadır yüreklerde.Benim mutluluk ve huzura yüklediğim anlam etrafımdakilerden farklı olabilir,  mutluluğuma sebep olan şeylerin bendeki anlamları ve mutluluğun bana verdiği enerji de farklı olabilir .. Farklı olmayan ise mutluluğun bizlere verdiği enerjidir.Bu enerji ki bizi bize hatırlatan notlarımız, hayata tutunma sebeplerimiz olabiliyor çoğu zaman.


 Mutlu olmak için büyük sebeplere gerek yok, bulunduğumuz çevre içinde küçük sebepler de mutlu olmak için yeterli olabilir.Yeter ki görebilelim/hissedebilelim.Mutlu olabilmek için sebepler bulmak elimizde..Mutlu olmak için sebepleri görebilecek yüreklere/gözlere sahip olabilmemiz temennisiyle..

tarafından

Yine Dayanamadım

 Riyakarlık konusunda sürekli kızmayacağım ve konuşmayacağım diyorum ama kendimle çelişeceğim yine bu yazımda.Çünkü dayanamıyorum yapılanlar karşısında.Gözünüzün içine baka baka size numara yapılmasına katlanamıyorum .Beni asıl rahatsız eden de o kişilere yaptıklarının farkında olduğunuzu ve gözünüzde değerlerinin gün ve gün bittiğini söyleyememeniz.Yüzünüze iyi davranırken arkanızdan kendilerince (haklılık kılıfına bürüyerek) kuyunuzu kazmalarını anlamıyorsunuz.İçinizde var olan(hala ölmemiş duygularınızdan olan) insana saygı duymanızdan  dolayı biraz empati kuruyorsunuz ama yine de yapılanların doğruluğu sonucuna varamıyorsunuz.Haksızlığı,yüz yüze bakıyor olduğunuz ve bakmaya mecbur olduğunuz kişilerin yapması gerçekten çok zor durumda bırakıyor sizi.Siz sessizce yapılanların farkında olarak izliyorsunuz onları/olanları ,onlarda  da menfaat oyunlarına devam ediyorlar.Siz Allah’ın adaletine sığınıp susuyorsunuz onlar ise kendi hakları olarak gördükleri bir çok şeyi haksızlıklarla kullanıyorlar.Bir çeşit yalancı böyleleri…


 Beni korkutan, insanların kötü olması ,menfaatçi olması ya da riyakar olmasından daha çok bu olanların/yapılanların beni katılaştırması.Bunu istemiyorum içimdeki güven duygusunu,sevgiyi ,samimiyeti hak etmeyecek kişileri gördükçe bu duygularımın yüreğimde sıkışık kalmasını istemiyorum.Yüreğimin bu tür şeylerle sıkışıp canımın sıkılmasını istemiyorum.Gerçi yüzünüze baka baka riyada bulunulurken tansiyonunuz oynamaması biraz zor ama güzellikleri düşünerek geçiştirmekten başka elinizden bir şey gelmiyor.Dedim ya eğer bu tür şeyler yüz yüze bakmak zorunda olduğunuz kişilerden gelince durum çıkmaz sokakta kalmak gibi oluyor.Bir süre sonra siz de onlar gibi numaradan bir kaç tebessümlü cümle kuruyorsunuz ve anın geçmesini bekliyorsunuz.Yine midenizde kramplar (bulantıya bağlı) oluşuyor tüm numaradan samimiyetleri gördükçe ama sabretmek zorunda olduğunuz için susuyor izliyorsunuz..


 Hep sorardım kendime ”Neden bir insan sevmediğini birine şirin /iyi/samimi görünme zorunda görür ki kendini?” diye.Bunun cevabını aldım sonunda..Menfaatleri icabı insanlar sevmediği/önemsemediği kişilere bile en samimi dostu muamelesi yapabiliyorlar/yapıyorlar  ve bundan da zerre kadar rahatsızlık duymuyorlar.Menfaat söz konusu olunca akan sular duruyor bazıları için! Bu da şükürsüzlüğün,açgözlülüğün bir getirisi(!) sanırım.. Ben boşuna demiyorum ”Ben,Allah’tan korkarım”diye.Allah’tan korkmadığımızda dünya üzerinde her şeyin bize ait olduğunu bununda en tabi hakkımız olduğunu düşünmeye başlarız.Ve bunu da, başkalarının da hakkı olabilir gerçeğini düşünmeden yaparız!


 Bilerek ya da bilmeyerek kul hakkına girmekten uzak etsin Rabbim hepimizi.Aç gözlülükten,nefsine tabi olmaktan da korusun. Nefs ile savaşımızda bizlere güç ve kuvvet versin inşaallah…